Bizden önce de vardı, sonra da olacak

Melisa Vardal – “Olea prima omnium arborum est”, tarih boyunca ‘barış ağacı’, ‘yaşam ağacı’, ‘ölmez ağaç’ olarak tanımlanan zeytin için söylenen bu Latince cümle “Zeytin bütün ağaçların ilkidir” anlamına geliyor. Antik Yunan’dan Ortadoğu ve Mısır’a kadar uzanıyor tarihin akışında bu ağacın kutsallığı…Yunan mitolojisinde zeytin ağacı Zeus’a verilen “en değerli hediye”,  Antik Mısır’da “Tanrıça İsis meyvesi” ,“Tanrı Ra’nın aydınlanma sembolü”…  Kutsal kitaplarda ise “…ve insanlık zeytinle yeniden doğar”, “ağaçların kralı” gibi tanımlamalarla anılıyor zeytin ağacı. 

Şimdi de ressam Kirkor Sahakoğlu’na ilham veriyor bu ‘efsanevi’ ağaç. Sahakoğlu, IMOGA Art Space’te açılan “Herkese Aitim ve Kimseye Ait Değilim” başlıklı sergisinde zeytin ağacının izdüşümlerini seyirci karşısına çıkıyor. Serginin adı ise İyonya’ya uzanıyor. “İlyada” destanında yer alan efsaneye göre Homeros, Ege kıyılarını gezerken bir zeytin ağacının gölgesine oturuyor. Zeytin ağacı dile geliyor ve Homeros’un kulağına “Ben herkese aitim, kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım. Sen gittikten sonra da burada olacağım” diyor. 

Sahakoğlu bu efsaneden yola çıkarak ele alıyor zeytin ağacını eserlerinde. Temelleri Ayvalık’ta atılan sergi Homeros’un anlattıklarıyla yoğruluyor. Zeytin ağacını bir alegori olarak kullanan ressam yüz yıllardır kutsallık, umut, barış ve bereket atfedilen ağaçtan ilham alan sergisini anlatırken “Zeytin ve zeytinyağının benim için çok özel bir kimliği var. Babam zeytinyağı tenekesi yapardı. Hayatımız Ayvalık halkına zeytinyağı tenekesi yapıp göndermekle geçti. Aynı zamanda benim için zeytin ağacının kutsal bir ikonası var. Malum zeytin ağacına savaş açan bir zihniyet hep vardı, var… Persler bile M.Ö 4 bin yılında Atina’da zeytin ağacını yok etmeye çalışmışlar. Yok ettiklerini düşündüklerinde zeytin ağacı yine filizlenmiş, yine hayatına devam etmiş. Bu yüzden zeytin ağacı dünü, bugünü ama en çok da yarını ifade ediyor. Toplumların kalıcı olmasını, yerleşikliği temsil ediyor. Ben bu sergiye hazırlanırken deprem    felaketini yaşadık. Deprem bölgesindeki insanlar yerlerinden, yurtlarından göç etmek zorunda kaldılar. O bölgelerde yaşamı yeniden var etme savaşı var şimdi. Toplumları yerinden etmeme, kültürlerini yaşatma çabaları var ve ben de sergimi buna adadım” diyor. 

Yeni projesi iklim krizi

Kirkor Sahakoğlu, “Bir elma ağacı 20-30 senede ürün verirken zeytin bir sonraki nesle veriyor en olgun meyvesini. İnsanın kendisinden sonraki nesiller için ektiği bir tohumdan bahsediyoruz, bu çok özverili ve fedakârca. Bir gün bu sergi de başka bir sergiye dönüşecek, başka bir sergiye can suyu olacak. Yeni projemde iklim krizine odaklanacağım. Çünkü dünyada insanların bir şeyleri var etmeye çalışırken önce var olanları yıktığını anlatmak istiyorum” diyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*